Abluka Alarm – Tecahül-ü Arif

Bölüm 1:

Adaletsiz bir gece sızmış kalbime aşkın rengi
Soramadım rüyalarıma dün sabah kaçta gitti
Yakalayamadım hayatı neresinde lan bunun ipi?
Pek hüzündür sorma yahu ölümün ani gelişi

Kalabalığın tam ortasında eller uzanır boynuma
Bir suçlu kimi bulursa insan bayılır sorguya
Damla damla akan terdir giydiğimiz hüküm hayatta
Tek kalemde marifettir bir cümledeki çok mana

Sonunda hızla çekti mantık asi düşünen vizdan fişini
Çabuk topla toparlan! Yok bu yolun kıvanca gidişi
Deli etmeye yeter seni insanların diklenişi
E hadi sil gözlerini ağlamak sayılmaz iyi

Siyah gitarla bir tarafta matem çalar periler
Onların hüznü dünyaki insandır denilen
Önce dinledim bu hüznü sonra kalemi kağıda aldım
Satır satır bir sayfada kendi cümlemi kazdım

Bitti, yaştı, yolumuz telaştı
Umut benden kaçtı zaten olamazdı aşkı
Karamsar bir adamın duygularıdır taciri
Sen bunu anlayamazsın ayrıca mantığın şaşı

Nakarat:

Bariz dil, bu vaiz dil
El-arif dil, e lazım bil
Ruhum bence tecahül-ü arif

E lazım bil, el-arif dil
Bu vaiz dil, bariz dil
Ruhum bence tecahül-ü arif

Bölüm 2:

Devran dönen dönme dolabın içine binmiş insan denen
İhsan da yok insanlıkta göçtü gitti sorma neden
Cevap bul, arar kul rüyada gayret bulur
Çaban boşa kalk uyan bak bence cevap para pul

Kurtar beni bu yükten yeter, usandım insanlardan
Gözümü oyan kargalar ve yediği kaba sıçanlardan
Katlanamam yeter artık ! Dayanmaz sabır taşım
Çatlayacak birgün elbet kolla kafanı akar yaşın

Ayna ayna söyle şuna bir bok sanmasın kendini
Elbet çalarlar kapını birgün alıverirler rengini
Yaylan geri, pek nadide benim neşem alıp gitme
Dolmaz yeri üsteleme, hayır olmaz vermem bir şey

Hüznüm beni bir dağ yapar üzüldükçe yükselirim
Yalan yüzüme yandan bakar beni iyi bilir, tiksinirim
Vakit geç oldu sorma, nerde kaldı cümlelerim?
Tamam sorun yok hazırlan, kalk bir gece de biz gidelim

Ne erdem, ne ilim, ne irfan, ne vicdan gerekir oğlum
Kötüye birkaç kelam anlatmak için yetermiş kulum
Eşek hoşaftan ne anlar? Eşek oğlu eşek işte!
Havada kan kokusu var lan! Ahada yumruk geliyor işte

Kalbini kolla, bu punchın benzeri yok iyice dinle
Yazdığın çöpü topla evlat, bu ryhmelerin çözümü bende
A2 + Kuvvetmira = Melankolia nokta!
MF bayrağı salla

Nakarat:

Bariz dil, bu vaiz dil
El-arif dil, e lazım bil
Ruhum bence tecahül-ü arif

E lazım bil, el-arif dil
Bu vaiz dil, bariz dil
Ruhum bence tecahül-ü arif

Albüm:




Abluka Alarm – Işığım Nerede

Bölüm 1:

Tahammülüm yok ve takatim yenik
Yüzümde eskilik bir his çıkarmayın
Henüz temiz dokunma, avutma beni bırak ömür yakın veda ya

Unutma; unutma kaybeder herkes bulup ta
Yolundan ediverir hayat huzura vardığında
Hazırlan yeni bir sayfa aç karala başından

Zaman inan ki katleder içimde saklı meleği
Sonra bana döner ve şöyle der;
Yalandı gerçeğin herhalde göremedin sorun yok ölmedin

Ne bugünüm içinde varsın, ne yarının
ne hayrı dokunacak ki söyle adını umut koymanın
Hayali bir kadın içimde sakladım

İnan ki cümlelerimi içine adını zorla davet ettim
İstemezken adımı adın ayaklarınla lanet ettin
Zorun ne derdin bırak be derdin
Pranga sendin anlaman gerekti bir kilitten ibarettin
Bense ışığa muhtaç halde sen karanlık hayal ettin
Yerle bir tenim gözlerimdi şahidim

Geçer bu günler, eser bir rüzgâr, düşer bir yaprak
Unutmak en büyük zafer gereksiz alınmak
Anlamak zor oldu lakin yoruldum inan bak
Ne şimdi mutsuz, ne çokta üzgün, birazcık mağrur
Hayat akıp giden nehir vardım farkına
Eğdim önüme başımı razı geldim hakkıma

Nakarat:

Payıma düşen ne?
Elini verme tutan bileklerim kırılır düşer yere sere serpe
Bana kalan ne? Hadi söyle
Yüzünü gömme içine çıkar hadi inan ki kapalı yine bu perde
Işığım nerde

Bölüm 2:

Koş bilekte kan var
Alınyazımda acil ihtiyaç gerekli biri müdahale etmeli
Mundar ölmek istemem fakat mağduriyetimi anlayın

Sap o yoldan aşağı dönme,
Gözlerinde var kıvılcım biraz hırslı biraz körpe
Yok olma dönmek istemezsin sevinç tarlasında hüzne

Gafil avlanır sözüm ve açıklayıcı olmamız gerekmiş
Yoksa ihtilal de yapılabilir dilime
Yaşam kervanında her dilâver aşka bir üye

Güzel mehtabıyla yüreğim sanata elçi
Sen özünde dur ben sözümdeyim
Velhasıl ki terliyim, hünerliyim umutlarımda başka aşka

Yalpalar durur zaman ve zifir karanlıkta keyfim
Show yapar ki derdim her şeye
Dolayısıyla yaşamı çokça yerdim ve göğüs gerdim en dibe

Sonbaharda başlar yaprak hazin dansı yapmaya
Bir ağaç ile sarmaşık sarılmışlar sonsuza
Ve ben onları izler iken mest oluyorum adeta

Nakarat:

Payıma düşen ne?
Elini verme tutan bileklerim kırılır düşer yere sere serpe
Bana kalan ne? Hadi söyle
Yüzünü gömme içine çıkar hadi inan ki kapalı yine bu perde
Işığım nerde

Albüm:




Abluka Alarm – Geçmişi Yok Say

Bölüm 1:

Laedri mahlas, her şeyden biraz
Yaklaş dinle ses ver, maruzat sürüyle
Hangi birine elimi atsam, kararsızım
Sorunda çok sorunda neyse başla nükte dar bir dille

Neyle yaşar söyle insan, hayal mi umut mu?
Unuttuk hazin yolunu varsa yoksa avuntu
Ve kim sorunlu orda dur bak, sor bir kendine
Seslenir uzaktan biri evlat dengi dengine

Yaşanmamışlık adına söyle ne varsa aklımızda
İnan ki bizde yaşamak isteriz veda ekiyle
Huzur ki kendini katletti mahkum edasıyla
Lanet olsun bir kez göremedik dünya gözüyle

İçten içe bir serzeniş hep dayata dikleniş rap
Ya fazla tatlı kalsın ya hüznü olmamış denk
Umudu mahlası fake, vaatler hep boşa
Gök kuşağıma ihtiyaç var hiçbir şeyde kalmamış renk

Kader mi çaldı bizden ki yoksa biz mi aldık ondan
Anlaşılmayan ne karmaşık bir ilişki
Bir küsüp barıştık hatta ağlayıp gülüştük amma
Muamma değil de nedir bu çelişki?

Dünün yarına köprü fakat yok mu bir hükmü?
Günün, bak geçer zaman tamam yeter biraz düşün
Ömrün, yol ki yolcusun baki değil ki sonlusun
Hayata sorgusun cevaplarınla doğrusun

Nakarat:

Hayat, oyun zaten ve de şansa bakar
Ve ne gelir elden ama insan umar
Hayat ki sorar, cevaplar arar
Bulur bulamaz bilemem bir tek şans var

Ve vakit çok dar, ne kadar uzaksın.
Bir cevap bulsam, zaman ki susar
Bak elde ne var, hayal meyal
hatırlarız bırak geçmişi yok say

Bölüm 2:

Yazıyorum bu kez açık seçik hayli argosu bol
Başka bir yol var mı söyle, köle yahut özgür ol
Seçim senin bak, ya sineye çek ki anlat
Durumsa hayat memat, ya katlan ya kaldır at

Kapat içinde boktan başka bir şey yok ki şu televizyonu
Öküz tren muhabbeti bu kapitalizmin ilizyonu
Varlığın yokluğunda hayat kimin topu
Bak ne güzel sömürüyorlar bize kalansa adisyonu

Kimin kiminle oyunu bu he, kiminle yarışı?
Kol kanat verildi savaşa ve piç ettik barışı
Hayata karşı işlenen suç yığınla insanoğlu savaşa
USA özgürlüğümüze ben USA’i duvara karşı

Bir elde kızgınlık yüreğimde ateş var
Karşıda düşman bir heves diğer elimde bir taş var
Fırlat, hayata vursun dağıtsın korkuyu
Azim gerekli biraz, cesaret sağduyu

Yazık şu insanoğlu nedense bulamamış bi’ doğru
Aramamış veyahut aymaz olmuş görememiş hududu
Bırak gururu, gerek yok nafile
Zaman kapattı kapıyı dönüş yok maziye

Ne kalmış elde, bir varmış bir yokmuş herhalde
Masal mı sandın bu dünya günaydın rastgele
Dön de bak hâline, dönmeden tersine
Bir kere geldik unutma, dönüş yok meskene

Nakarat:

Hayat, oyun zaten ve de şansa bakar
Ve ne gelir elden ama insan umar
Hayat ki sorar, cevaplar arar
Bulur bulamaz bilemem bir tek şans var

Ve vakit çok dar, ne kadar uzaksın.
Bir cevap bulsam, zaman ki susar
Bak elde ne var, hayal meyal
hatırlarız bırak geçmişi yok say

Albüm:




Abluka Alarm – Maalesef

Bölüm 1:

Hayat adil değil
Akil mi bilmem ancak insan ne hâle gelmiş oysa ölmeden kasıldı toprak
Açıldı bir mezar soruldu bir soru
Giydirip beyazları verildi hoşça kal

Türlü türlü oyunlar, yalan ve riyalar
Giden ve gelenler var eksik elde kalanlar
Tamamla noksanı zaman bir hayli dar
Umut aklın yongası umutsuzluk tarumar

Gerçeğin bir yüzü var yalan bir hayli suratsız
Aynaya baktım şöyle aklım hayli kararsız
Kapandı gözlerim kaçırdı kendini
Bilmem ne haldeyim neydi gerçeğim?

Ne verdiğim ne aldığım ne umduğum ne bulduğum belirsiz
Hayatta renksiz ve zevksiz olmuş heyhat
Alış bak bence zor zanaat savaşmak gerek
İnsan lakin olmuş engerek

Bizler bazen doğru bazen yanlışız
Gerçek sahte neydi karma karışığız
Alışmışız, iyi olan ne varsa bak bok atmışız
Yüzdüğümüzü sandık, çoktan batmışız..

Nakarat:

Maalesef dibine vurduk hayatın
En sonundan en başına yine gerimi döndük
Oysa kördük göremedik önümüzü
Bir kez bile, karanlığa sövdük

Çare yok gidilecek tamam ne kaldı bitti
Geriye hiç bir şeyi sormadan
Her şeyi zaman gösterir evet
Koy ver derler bazen bazen kaybet

Bölüm 2:

Bilmeli miyim hakkımda söylenen ki her sözü?
İnatla yürü ve aklın kıvrımında topla gücü
Dinlemelisin, belki bilgi dünyanın bilgesi
Kır dümeni, tam bölüleri zafer bekle beni

Düşündüğüm düşünceler ki var olması zor olanlar
Bu yüzden etrafımda çokluk yerine azlıklar var,
İnandığın şeyler için ekmek gerekirsin dualar
Zaman her şeyin ilacı, verile durmuş nimetler kâr

Toplamın da vaktin eritilen ki yaşam şuurumuzda
İstemesek de yıllar bir şekilde geçti boşa
Benim kaybım çokça fazla sen olmadan yaşayamam ya
Edemediğim için dua küsmüş melekler bana

İnsanın insandan başka düşmanı var mı haydi söyle
İkisi birden ağlar, yapma gözlerim olmaz böyle
Akılda yaptığım kurgu düşüncelerden istişare
Tutkumu bilmem fakat bu melodiler hep benimle

İstediğim sevinç bazen hüzünden farksız
İstediğim hayat bazen çokça haksız
Etrafımda dolanmış sinsi her bir arsız
Bilirsin ki dostum bazen olmuyor lirasız

Nakarat:

Maalesef dibine vurduk hayatın
En sonundan en başına yine gerimi döndük
Oysa kördük göremedik önümüzü
Bir kez bile, karanlığa sövdük

Çare yok gidilecek tamam ne kaldı bitti
Geriye hiç bir şeyi sormadan
Her şeyi zaman gösterir evet
Koy ver derler bazen bazen kaybet

Albüm:




Abluka Alarm – Büyümez Ölü Çocuklar

Bölüm 1:

Umudunu ekmiş yarını bekler
Gözünde damlalar hayalini pisler
Bu suret benim değil der hayat taktı maskemi
Eli silahlı bu katiller haram etti gülmeyi

Ya doğmadan ölmek ya yarına varmak
Ya da savaşlar ortasında savunmasız çocuk olmak
Hangisi kâr cevap verin şu ufaklığa
Henüz bir yaşında ışık tutun karanlığına

Aydınlığa kanat çırpan beyaz bir güvercinin
Körler âlemin de dağladılar gözlerini
Umulmadık savaşlar ortasında kaldı umut
Masum diye gözetmeden yok ettiler düşlerini

Yüzündeki matemini gözyaşı ile silen çocuk
Boş yere bekleme adresi yok yarınların
Reva görüldü ölüm soğuk bir yatakta
Hiç tereddüt etme hadi tükür yüzüne insanlığın

İnandı çocuklar, avundu çocuklar
Güzel günler masallarda inanmayın çocuklar
İnsan olma erdeminden uzak bu adamlar
Ruhun şad olsun be Nazım, büyümez ölü çocuklar

Bölüm 2:

Güneş doğmadan önce doğuda uyanır askerler
Sima da aynı endişeyle cenkte ölümü bekler
Geceyi pervazında izleyen ufak bir yüz
Mermi ışıklarını havai fişek zanneder

Bak bugünde analar ağlamış be Pir’im
Tek taraflı bir gemi dönmez askerler binin
Kapaklar açıldığında şans sizinle olsun
Biz dua ederiz canlar yeter ki bunu bilin

Neden çocukları ceset torbalarına tıktınız
Onlar yaramazdı da ondan mı bıktınız
Yarınınki umutlarını âlimlerini çaldınız
Güneş doğuda doğmaz artık farkında mısınız?

Şimdi güler yüzler görmek zor Şırnak’ta
Şimdi güler yüzler görmek zor Hakkâri’de
Şimdi güler yüzler görmek zor Filistin’de
Şimdi hep güler yüzler neden batıda

Albüm:




Abluka Alarm – Hudut

Bölüm 1:

Zaman çemberinde vakit, dilimle has haydi kullan
Tavır takındığımı görsün, hayat kursakta lokmam
Ödün verdiğimi bildiğim taviz, ellerimde aciz
Fakat yaşam güzel bence nefessiz kalamam derim

Doğruluğu benimser özüm, benliğimin eli belinde
Hesap sorarcasına hırsım ula yolu derinde
Daim sonuçlar var takip ettiğim belki zihnimde
İnsana oyun oynandığının farkına varıyor insan

Gerginlik hat safhada, hatalar yapılmış belli ki
Ataklarda yüreğim sen koş, zihnim onu bir yakala bana getir
Derim ona senin derdin nedir?
Hıyarcasına peşinden koştuğun aşk seni delirtir

Islah ol, hayvan olma, toplumumda örnek ol
Lakin yollarımda eşitlik adalet bozulmasın
Kaynar kazan içlerinde masumlar yanmasın
Aydınlansın herkes özgürlüğüne sahip çıksın bre

Savaş yine vazgeçer mi tarzından ki ahali
İllaki daldan sarkacak papağan misali
Dilim sürtünür, yakar yavrum cehennem ateşi
Bu sıcaklıkla kavrulur dünyanın bela iblisi

Nakarat:

Çek çek beni çek
Hepiniz bu fotoğrafa gülecek
Kakarası kikirisi bitecek
Savaş gülecekleri canım tek tek silecek

Bölüm 2:

İçin için heyecanlı bir manzaradır cinayet
Ruh yerini teslim eder, beden toprağa emanet
Ansızın gelir melekler, sorgudan ibaret
Cehenneme yolcuyum dost, hakkını helal et

Çatışmalar var, zihinlerde çözmek istediğimiz
Çocuklarımız var, bizim yetiştirmek istediğimiz
Hayallerimiz var, fakat umutlarımız kâr
Maalesef ki anlattıklarımın bir çoğu sanal

Yo, sen bilirsin ben ekmeğimin peşindeyim
Yo, sen bilirsin ben hedefe kilitliyim
Sözlerimde karanlık dipsiz bir şehirdeyim
Gücüm yettiği kadar varım, öyleyse susmalıyım

Kirletilmiş günlerin eşiğindeyiz biz belki derim
Onurunu kaybetmiş insanların beyni felçli beyim
Karanlığa düşmüş gencin elinde var her yol
Kötülük babında hiçbir şey istemiyoruz anla yo

Nakarat:

Çek çek beni çek
Hepiniz bu fotoğrafa gülecek
Kakarası kikirisi bitecek
Savaş gülecekleri canım tek tek silecek

Albüm:




Taladro – Bir Parçam Kopuyor İçimden (ft. Rashness)

Bölüm 1: (Taladro)

Koparıp aldılarsa dallarımdan seni
Aynı sigaradan ayırmak bir kahve fincanı
Aptalca gülümseyip saçmalamak seni
Özlemek nedensiz uzakta bir canı

Sokak ışıklarının parkelerime vuruşu
Bana mı inat yılın Temmuz’unda duruşun
Gelememeyi bakır tepsiyle sunuşu
Kalbimin çölünde bir kadın buruşur

Aşk ütopyaların ucusun
Ne ben bizim ne sen bu sonun suçusun
Garipsin, ırak biraz da kurusun
Ya bırak sözde sen de durusun

Saçlarının kırıklarını okşa
Yalnız o bilirim ağır karanlık aşka
Çevir sırtını güneşe yasla ve bekle
Namelerim gelir bu akşam

Nakarat: (Rashness)

Bir parçam kopuyor içimden
Dinmiyor, acısı bitmiyor
Silinmiyor anısı

Bölüm 2: (Taladro)

Yağan bir yağmur gibi özlemek aralıksız
Sararır yapraklarım dallarım dayanıksız
Nefes gibi solumak aralıksız
Gelme derim buralar fazla ıssız

Yabancıyım gözlerine
Bir yalancıya mı aşık bu kalp çökerim dizlerime
Hata yapmak her defada güvenip hislerine
Zor geliyor basmamak izlerine

Vururken avcılarda sahile bu son dördün
Gelememen bir yana ışıklarımı söndürdün
Yine de döndürdüm gelirsin diye
Şu yaşları gözümden süzersin diye

Bir gün biz oluruz kurursa huyun
Kim bilir değişir yüzün, uzar mı boyun?
Bulursun beni adını kazıdığım o bahçede
İstersen gelme gülüm ben yine buyum

Nakarat: (Rashness)

Bir parçam kopuyor içimden
Dinmiyor, acısı bitmiyor
Silinmiyor anısı

Albüm:




Taladro – Rüzgâr Hiç Ağlar mı?

Bölüm 1:

Günaydın deli gönüllü güllerin en sahi kızı
Ellerim kol düğmemi çözemez hâlde bu gönül farklı kızım
Bu derin rüzgarların farklıca tonlarında
Sessizliği göl kenarında aramak karlı kızım

Sen gündüzü göster
Gördüğün bir gülün geçmişinden hisler
Nasıl bi’ kısırlık bu yalnızlığın dibiyim artı
İnsan sevmese de arada sırada özler

Sırtıma vurduğum her zincirimde varsın
Her yarım her yarın her hüzün dününde varsın
Sevdiğim her gözün yanaklarına karsın
Varsın da her yönüme darsın

Bir kelebek olsam da ömrümü feda edip
Bir gününe ömrüne ömür olurum
Ekerim gözlerine ay ışığı, saç teline güneş
Çölüne su, yıllarına aşk tohumu

Nakarat:

Görmediğini söyleme, yalanım garipsenir
Bir rüzgar alıp seni yanaklarıma değirse de
Gideceğini bildiğimden nefesim boğuk gelir
O yüzden özlemim kara, vuslatım donuk deniz

Soluk tenim bir yanım hala eksilerde
Yüzünün kıvrımları cana yakındı eskilerde
Bendim deva bendim gözyaşlarını hep silen de
Mutluluğu yıllar önce azad ettik bir trende

Bölüm 2:

Yıldızlara sor beni yar bulursan el ver
Yazık, koşamadın mı bir sevdaya derler
Sensizliği adet ettim gözlerime yarim
Ağlıyor benimle gök bulut ve yeller

Yarim, biz senle sevmek için doğmadık mı?
Karanlık çerçeveler bu güneş doğmadı mı?
Ölmeden önce korkularını yolla
Yarim, hâlâ gözaltlarına dolmadım mı

Neredesin bilsem hiç durur muyum?
Duyar gibiyim hüznünü, nasıl ya gurur mu bu?
İnançlarını sorgula, aşktan hiç anlar mı?
Hayır gözüme bir şey kaçtı, rüzgar hiç ağlar mı?

Bozkıra meydan oku hatta bir ara demlen
Kalbin artık, kalbim vermem
Alamadım seni onların ellerinden
Hakkını helal et lütfen

Ufak bir odadayım bilirsin yastığımı
Bir tek başın eksik hissedersin yazdığımı
Hissedersin duyarsın bilirim hatta
Son dördüne gelirim bu defa ölmeden de dönmem

Ağlamıyorum, bu gözyaşları dünden
De bitip bitip gelme zifiri zaten her gün kanlı gözüm
Eceli getirir anlık ölüm, sabret
Bir dördün kaldı yanına gelmeme helal et iki gözüm

Nakarat:

Görmediğini söyleme, yalanım garipsenir
Bir rüzgar alıp seni yanaklarıma değirse de
Gideceğini bildiğimden nefesim boğuk gelir
O yüzden özlemim kara, vuslatım donuk deniz

Soluk tenim bir yanım hala eksilerde
Yüzünün kıvrımları cana yakındı eskilerde
Bendim deva bendim gözyaşlarını hep silen de
Mutluluğu yıllar önce azad ettik bir trende

Çıkış:

Öylece kaldık dedim mi sitemim nar
Hüzün, alevlerin içinde bir buz kütlesi
Yaralarımız, bayağı var
Bir söz verdik birbirimize bir de aşk
Bir gün mutlu olduk bin gün saydılar
Kaldık öylece, sonrası mı? Bende kalsın

Nakarat:

Görmediğini söyleme, yalanım garipsenir
Bir rüzgar alıp seni yanaklarıma değirse de
Gideceğini bildiğimden nefesim boğuk gelir
O yüzden özlemim kara, vuslatım donuk deniz

Soluk tenim bir yanım hala eksilerde
Yüzünün kıvrımları cana yakındı eskilerde
Bendim deva bendim gözyaşlarını hep silen de
Mutluluğu yıllar önce azad ettik bir trende

Albüm:




Taladro – Senden Arda Kalan Küsüratlar

Giriş:

O kalbi nanköre yarıyor bak
Kocaman ateşine kanıyorlar
Sevenin en sonu yarı yola
Ki ölüm ne sana ne bana yarar

Bu ömür sana ödül bana zarar
Bu dönüm gönül kafesine yara
Beni yazın nefesinde ara
O kalbi nanköre yarıyor bak

Hey 2015
Son Dördün

Bölüm 1:

Sabahın beş buçuğunu tanırsın be deniz kızı
Neden bu saf sevginin ahını alırsın ki deniz kızı
Sen de bir gün yalnız kalırsın
Ve kaybolan yıllarını gözlerimden tanırsın

Ya deniz kızım o zaman kaybolursun
Yakamoz tutmaz ise gönlüme ay olursun
Sen ki durgun denizlerin tempolusu
Sihirli şiirlerimin aşk kokusu

Gönül aşk sabahıdır deniz kızım
Nefesim buram buram dert kokusun nefretim nem dolusu
Hasetim aşk kokan tüm baharlarından yoluma
Yorulma zaten gönlümün aşk tonusun

Buhran olur sevgi taraklarına
O vakit saçından tel getirir yanaklarıma
Bir Temmuz akşamında takılı kaldı kanatlarım
Gel, yeniden heyecan kat şu göz altlarıma

Nakarat:

Sonbahar kokum benim, sen bahar ben ölüm
Sonbahar rüzgarım, sen sağım solum ölüm
Sonbabahar sevdamın negatif sabahısın
Ben ölüm, sen sevda, sen kanım, ben dünün

Son bahar yaprağım, sen sararan gülüm
Sen bir kurşun yarası izi geçmeyen bir günüm
Yaşıyorsan bugün sen de geceni yarı ölü
O zaman bir mevsim geçer önünden tanı dünü

Bölüm 2:

Batık bir sandalın dalgalarla hışırtısı
Aç gözlerini deniz kızı
Güneşin, karanlık yollarımın ışıltısı
Hala yüzük parmağıma kaşıntısın

Ömür de geçiyor billah tabutlar önümde
Yokluğun buğu, siyah hasretim kömürden
Yaşarken var bana, sana fayda yok ki ölümden
Bir takvim yaprağı daha koparttırdın ömürden

Vakit de geçiyor ya yarı yoldan dönüyor bak
Akrep ve yelkovan da yalnızlığıma içiyorlar
Ayazın dertli yüzünden kalbime iner soğuğu
Öyle böyle koca bir ömür sensiz geçiyor bak

Vururken rüzgarın sarımtırak dudaklarıma
Senden arda kalan küsüratlarım var
Buruşuk yüzüm ve semaverim yanıbaşımda
Yalnızlığına inat elde bir kalem bir kağıt var

Amanos dağlarından yüzüm görünür dostlarıma
Hatta odan girer suretim yüz hatlarına
Bir Temmuz akşamında takılı kaldı kanatlarım
Gel, yeniden heyecan kat şu gözaltlarıma..

Nakarat:

Sonbahar kokum benim, sen bahar ben ölüm
Sonbahar rüzgarım, sen sağım solum ölüm
Sonbabahar sevdamın negatif sabahısın
Ben ölüm, sen sevda, sen kanım, ben dünün

Son bahar yaprağım, sen sararan gülüm
Sen bir kurşun yarası izi geçmeyen bir günüm
Yaşıyorsan bugün sen de geceni yarı ölü
O zaman bir mevsim geçer önünden tanı dünü

Albüm:




Taladro – Son Dördün

Bölüm 1:

Bir oktav ecelsin demiştim vazgeçersin
Bir ölüm bir yaşam dürüst ömre geçersiz
Sen aynı gül tadından ayrı
Bir kayısının güne tez bakan tohumlarından dudaklarıma reçelsin

Ki sürüp sürüp doyamadığım
Hiçbir teni hiçbir kadını yerine koyamadım
Odamın sansürüsün de kış yine anar adını
Biliyorsun sensiz bir rüyaya dalmadığımı

Ne hacet buna güle değdi güzün cilvesi
Seherin gülünç ayazlarıma ninnisi
Ellerinden aşk gözlerinden ömür akar
Ki gözlerindeyim, gözlerin neyin, ne meyvesi?

Yollarım bahar buhran geçmeye korkma gülüm
Hüznüme eşit bir mahşer gününden kalma ölüm
Ne korku sardı belimi, ne geçmişim tılsımı
Bir Temmuz akşamında acıya sattın hırsımı

Nakarat:

Yeniden bahar gelir
Yeniden filizlenir ellerinde kuruttuğun aşk
Yeniden temizlenir gökyüzümüz
Yeniden deniz bizim diye bağırır gül yüzümüz

Sana söz yeniden bahar gelir
Yeniden filizlenir ellerinde kuruttuğun aşk
Mahşer de olsa o gün kadınım, gülyüzüm
Sana söz yeniden bahar gelir

Bölüm 2:

Aynı selin zedesiyiz görünmez ahım
Ben aşkı yalan dolan değil gözlerinden aldım
Yıldönümüm ocak her yönüyle farklı
Umut bir hançerin sivri yanaklarına saplı

Ama can öyle değil bal dudaklım
Sana kandil vakti ayın heybetinden gül uzattım
Kendine gelmez aklım
Ellerim eşelediğim yollardan pasaklı

Ah benim aklım ah benim aklım
Ne boş münasebetler tufanına taktı
Sen dışında heryanım gümüş bir affın evresi
Bir tek sen yanım saf altın

Yıllar sonra rastlar ise saçın yüzüme
Kırılgan yüreğinle yaklaş
Ve bil ki kokun ilaç tenimin özlerine
Özlemin artarsa gözlerimle paylaş

Ki damlar ise tek bir gözyaşın ne olur sakla
Buz kütlesi üzerinde çıplak ayaklayım
Bitmeyen yasaklar, acılar demir
Üzülme sana söz yeniden bahar gelir

Nakarat:

Yeniden bahar gelir
Yeniden filizlenir ellerinde kuruttuğun aşk
Yeniden temizlenir gökyüzümüz
Yeniden deniz bizim diye bağırır gül yüzümüz

Sana söz yeniden bahar gelir
Yeniden filizlenir ellerinde kuruttuğun aşk
Mahşer de olsa o gün kadınım, gülyüzüm
Sana söz yeniden bahar gelir

Albüm: